Yeni Bir Yol
Kendime Kalan Yol
Bazen insanın hayatında öyle dönemler olur ki, nereye gittiğini bilmeden yürür. Önünde bir yol vardır ama yolun sonunda ne olduğunu göremez. Arkasına dönüp baktığında ise geçtiği yolların hiçbirinin tesadüf olmadığını anlamaya başlar. Belki bazılarını kendi seçmiştir, bazılarına ise mecbur kalmıştır. Fakat hepsi, bugün olduğu insanın bir parçası olmuştur.
Ben de zaman zaman kendimi böyle bir yolun üzerinde buluyorum.
Çevremde insanlar konuşuyor, hayat bir şekilde devam ediyor, herkes kendi telaşının peşinden gidiyor. Ben ise bazen bütün bu kalabalığın içinde sessizleşiyorum. Söylemek istediğim çok şey oluyor ama her düşüncenin kelimelere dökülmesi gerekmiyor. Çünkü bazı duygular anlatıldığında küçülüyor, bazıları ise ancak insanın kendi içinde kaldığında anlamını koruyor.
Belki de yıllar içinde öğrendiğim en önemli şeylerden biri bu oldu: Herkes tarafından anlaşılmak zorunda değilim.
Eskiden kendimi anlatmaya, yanlış anlaşıldığımda doğrularımı ispat etmeye, insanların hakkımda düşündüklerini değiştirmeye daha fazla çabalardım. Sonra fark ettim ki insan bazen kendisini anlatmaya çalışırken kendisinden uzaklaşabiliyor. Başkalarının gözünde nasıl göründüğünü düşünmekten, kendi gözünde kim olduğunu unutabiliyor.
Ben artık biraz daha kendime dönmek istiyorum.
Geçmişte yaptığım hataları değiştiremem. Keşke dediğim bazı günleri geri getiremem. Söylenmiş sözleri geri alamam, yaşanmamış ihtimalleri yeniden kuramam. Fakat bütün bunların içinde hâlâ değiştirebileceğim bir şey var: Bundan sonrasına nasıl bakacağım.
Hayat bana her zaman istediğim cevabı vermedi. Bazen bekletti, bazen vazgeçmeyi düşündürdü, bazen de hiç beklemediğim bir anda yeniden umut etmeyi öğretti. Belki de hayatın en garip tarafı bu. İnsan tam bittiğini düşündüğü yerde kendisinin hâlâ devam edebildiğini görüyor.
Geceleri bunu daha fazla hissediyorum.
Dünya sessizleştiğinde insanın kendi sesi daha çok duyuluyor. Gün içerisinde üzerini örttüğümüz düşünceler, gece olduğunda birer birer ortaya çıkıyor. Geçmiş, gelecek, korkular, beklentiler ve yarım kalmış cümleler... Hepsi aynı odada insanın karşısına oturuyor.
Ben de bazen onlarla konuşuyorum.
Kendime, “Her şeyi bugün çözmek zorunda değilsin.” diyorum.
“Geç kaldığını düşündüğün için yolun bittiğini sanma.”
“Başkalarının hayatıyla kendi hayatını ölçme.”
Ve belki de en önemlisi:
“Henüz anlatılmamış bir hikâyenin içinde olduğunu unutma.”
Çünkü insanın hayatı yalnızca yaşadığı kötü günlerden ibaret değil. Bugüne kadar kaybettiklerimiz kadar, henüz karşılaşmadıklarımız da var. Henüz tanımadığımız insanlar, henüz görmediğimiz yerler, henüz kurmadığımız cümleler ve belki de kendimizin bile bilmediği başka bir hâlimiz...
Bütün bunların bir yerlerde bizi bekliyor olma ihtimali bile yürümek için yeterli bir sebep.
Artık herkesin beni anlamasını beklemiyorum. Beni yanlış anlayanlara kızmak yerine, beni gerçekten tanımak isteyenlere kapımı açık bırakıyorum. Çünkü insanın hayatında kalabalığın çokluğundan daha değerli olan şey, yanında kalan birkaç kişinin gerçekliğidir.
Belki hâlâ yolumu tamamen bulmuş değilim.
Belki önümde daha çok soru, daha çok sınav ve daha çok değişim var.
Ama artık bundan korkmuyorum.
Çünkü yolun tamamını görmek zorunda olmadığımı öğrendim. Bazen sadece bir sonraki adımı görebilmek yeterlidir.
Ben de bugün o adımı atıyorum.
Dün olduğum kişiyi inkâr etmeden, yarın olmak istediğim kişiye doğru...
Belki hayatın bana öğreteceği daha çok şey var.
Benim de kendime söyleyeceğim daha çok cümle.
Ve belki yıllar sonra bugünlere dönüp baktığımda, bütün bu karmaşanın içinde aslında kendimi bulmaya başladığım yeri göreceğim.
O zamana kadar yürümeye devam edeceğim.
Çünkü bazı yollar insanı bir yere götürmez.
Bazı yollar insanı kendisine götürür.

Yorumlar
Yorum Gönder